Thursday, February 27, 2014

KISS KISS KISS KISS


KISS - KISS, böyle yazınca The Cure grubunun Kiss Me Kiss Me albümleri ve Tarkan'dan "muhteşem" Öpücük şarkısı geliyor değil mi aklınıza? Şimdi hemen aklınıza gelen bu düşünceleri def edin. Grup ismiyle aynı olan, bu harika KISS albümünün tadına varmak üzere kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.

KISS grubunu ilk ne zaman tanıdım inanın hatırlamıyorum. Ancak hatırladığım bir nokta var, o da; yüzleri boyalı bu grup üyelerini gördüğüm zaman çok sert bir şeyler dinleyeceğimden neredeyse emindim. Açılın! Müzik Kuzey'den geliyor... Ama o da ne? Bu adamlar resmen rock müzik yapıyorlar. E o zaman nedir bu warpaintlerin manası diye sordum hemen kendime. Tabi bu sorunun cevabını bulmam uzun yıllar sonra grubun büyük stratejik hatası olan maskeleri atıyoruz kampanyası ile olacaktı. Küçük bir ayrıntı: KISS'in Unmasked dönemi başladığı zaman protesto etmek isteyen hayranları sokaklar boyunca Kiss plağı parçalamışlardı. Evet, KISS bu, maskeli KISS  Bu halleri ile güzeller. Kuruluşunun üzerinden 40 yıl geçmiş bir grubun bugün geldiği noktayı ise herkes biliyor ancak birazdan birkaç güzel ayrıntı ile bu bilgileri taçlandıracağız.



Yazımın en sonuna bırakmadan hemen meşhur serzeniş ve isteğimi peşinen belirteyim. KISS'i hiç canlı dinleyip izlemedim ve bu adamların İstanbul'da bir konser vermeleri için resmen can atıyorum. Şu 40. yılı olan gruplar acilen İstanbul'u turne listelerine ekleseler ne güzel olur değil mi? Bu arada küçük bir tüyo; metalhammer'da yayınlanan bir röportajda ACDC üyelerinin 40. yıl için bir albüm veya tek şarkı yapmak için stüdyo çalışmalarına başladıklarını ve 40. yılları hatrına 40 konser vereceklerini açıkladıkları yazıyor... Ne diyeyim: Bekliyoruz :)

Gelelim yeniden KISS grubuna. Grup kurucuları Paul Stanley ve Gene Simmons zaman içinde birer ikon haline dönüşmüş durumdalar. Grubun en bilindik yönü sahne şovları elbette. İlerleyen yaşlarına rağmen bu özelliklerinden hiç birşey kaybetmedi grup üyeleri, hala her konserleri büyük süprizler içinde geçiyor. KISS'in canlısını göremediğim için benim bünyem sahne şovu diyince hala Rammstein'i anımsıyor. 

Madem KISS bu kadar maskelerle anımsanıyor, o halde maskeli karakterlerimizden bahsedlim hemen burada:

Maskeli halleri ile aldıkları takma isimler

Paul Stanley: Starchild (Yüzündeki yıldız şeklinde maskeden tanınabilir)
Gene Simmons: Demon (Bunun hakkında bir şey dememe gerek yok, hemen tanırsınız dili büyük amcayı )
Peter Criss (Eski Üye) ve Eric Singer: Catman (Yine bıyıklarıyla bir kediyi anımsatan maskesi ile tanınabilir)
Paul Daniel Frehley (Eski Üye) ve Tommy Thayer: Ace (Uzaylımız)

KISS üyelerinden Stanley ve Simmons işlerini ciddiye alıp disiplinli bir şekilde 40 yıl boyunca bu grubu ayakta tutmuşlardır. Diğer üyeler ile defalarca ayrılma ve birleşmeler yaşamışlardır. Bunun en büyük sebebi çoğu rock ve metal grubunda da olduğu gibi grup üyelerinin kendini alkol, uyuşturucu ve seks'e fazlasıyla kaptırması olarak özetleyebiliriz. Gerçi Stanley'in hanımlarla yakın ilişki kurma konusunda 10.000'li rakamlara yaklaşan bir rekora sahip olduğundan bahsedilir ama adam hem işini yapmış hem de İŞ'ini. Ne diyelim?


Arada fazlaca detaylarda kaybolmadan hemen KISS grubunun çıkarmış olduğu albümlerden biraz bahsetmek istiyorum. Bundan tam 40 sene önce 1974 yılında KISS ilk albümü olan KISS'i piyasaya sürüyor. Geçtiğimiz haftalarda bu albümün çıkışının yıl dönümü kutlanmıştı, belki denk gelenleriniz olmuştur. Bu yazımı aslında o gün yazmayı çok istedim ama fırsatım olmadı malesef. (18 Şubat 1974) 














Sonraki yıllarda Hotter Than Hell, Dressed to Kill, Destroyer gibi muhteşem albümler çıkarmaya devam edecekler ve aradaki bocalama dönemleri ile birlikte günümüze kadar gelip bundan iki yıl önce 2012'de de Monster albümünü piyasaya süreceklerdi. Grup üyelerinin solo albümlerini de sayarsak 24 tane albümü bulunuyor KISS'in. Bu albümlerden başarılı bulduklarımı bir bir bu sayfada bulacaksınız ileriki yazılarımda. KISS için full diskografi yapmayı düşünmesemde yine koleksiyonumda hatırı sayılır albümleri bulunuyor. Şimdilik bunlar bize yeter ;)


Albümün en beğendğim parçası üçüncü sıradaki Firehouse. Aslında albüm baştan sona çok başarılı ama yine de birkaç favori yazmak gerekirse, Firehouse'dan sonraki sıralamam şöyle olurdu: Strutter, Cold Gin ve elbette Nothing to Lose.




Bendeki bu plak albümün 1987 Japonya baskı, künyesi ise şöyle:
Etiket: Casablanca Records,
R00C 2011, Polystar,
Format: Vinyl, Reissue
Ülke: Japonya
Tarih: 1987
 
 
 
 

 
 
 
 
Albümün ilk baskısı olan Casablanca NB 9001 basımını iyi bir kondisyonda bulmak neredeyse olanaksız. Bulunduğu vakitte $500 - $700 gibi bir maliyete katlanmanız gerekecek ne yazık ki. Albümün ilk piyasaya sürüldüğü 1974 senesinde neredeyse her ülkeden bir baskısını bulmak mümkün. Bu baskılardan temiz birisine denk gelirseniz $40 - $80 arasında bu albüme sahip olup keyfini sürebilirsiniz.

Grup için birkaç karalama daha yapıp toparlarsam eğer; müzikal ve performans başarılarının yanında grubun çok eleştirilen bir yanı olsa da ticari başarıları da çok ön plandadır. KISS o kadar markalaşmıştır ki ketçaptan, prezervatife, televizyona, kıyafetlerden, oyuncaklara ve hatta şimdilerde bir futbol takımına bile isim vermiş ve sahibi olmuştur. Bir diğer eleştiri aldıkları nokta ise isimlerini bazı afişlerde KI-SS şeklinde yazmaları olmuştur.
 
Her ne kadar yaşlanırlarsa yaşlansınlar hala birçok gruba sahnede nasıl seyirci coşturulur, nasıl şov yapılır öğretmektedirler. E biz de kendilerini izleyeceğimiz günü heyecanla beklemekteyiz...


 
KISS'in açılımın "Knights In The Service of SATAN" demek olduğunu biliyor muydunuz? Tamam tamam bu sadece bir rivayet ama aklınızda bulunsun, doğru da olabilir ;)

No comments:

Post a Comment