Sunday, February 2, 2014

Feist - The Reminder






Feist ülkemizde çok tanınan bir şarkıcı değil benim gördüğüm kadarıyla. Aslında benimde bu albümle tanışmam ve almam biraz şans gibi oldu. Bu kısma biraz sonra geleceğim. Şimdi biraz sanatçıdan bahsedecek olursak; 1976 Kanada doğumlu Leslie Feist, anne - baba sanatçı bir aileden geliyor. Anne seramik sanatları ile uğraşırken, baba da ekspresyonist bir ressam. Küçüklüğünde dansa ilgi duysa da sonrasında gerçek yeteneğini keşfediyor sanırım ve müziğe yöneliyor. Zaten küçüklüğünde de sürekli bir yazar olma hayalinin olduğu yazılıp çiziliyor. Yazar olma hayalini bir nevi söz yazarlığı yaparak gidermiş gibi görülüyor.  Küçük yaşlarda birçok grupla çalmış ve gençlik yıllarında da sırasıyla Kanada, Amerika, tekrar Kanada ve sonrasında Fransa'ya yerleşerek gruplarla çalmaya devam ediyor ve bu sırada da kendi solo çalışmalarına ağırlık veriyor. (İnsan özeniyor değil mi?)

















Feist'i ben genelde Norah Jones seven arkadaşlarıma tavsiye ediyorum. Aslında ben genel tercih olarak bu kadar vokal ağırlıklı albümler dinlemiyorum ancak bir iki tane bu tarz albümün arkadaşlar için koleksiyonda tutulması lazım diye düşünüyorum.

















Feist'in solo kariyeri yanında çaldığı - söylediği en bilindik grup; Broken Social Scene. Ne çalıyor derseniz; ritim gitar ve bas gitar benim bildiklerim ama nedense Feist bana Lenka'yı anımsattığı için (nereden bu fikre kapıldım onu gerçekten bilmiyorum) sanki piyano da çalarmış gibi geliyor.
















Albümlerine bakacak olursak:

Solo Albümleri:
1999: Monarch (Lay Your Jewelled Head Down)
2004: Let It Die
2006: Open Season
2007: The Reminder
2011: Metals

Broken Social Scene ile birlikte olan albümleri:
2000: Feel Good Lost
2002: You Forgot It in People
2004: Bee Hives
2005: Broken Social Scene





Şimdi gelelim bizim asıl konumuz olan dinlemekte olduğum The Reminder albümüne. 2007 yılında çıkan bu albüm Feist'in 4. ve en çok bilinen albümü. Aslında bir nevi zıplama noktası da diyebiliriz. Bu zıplamanın en büyük mimarı ise albümdeki 1234 şarkısı. İşte bu şarkı benim de albümle ve hatta Feist ile tanışmamı sağlayan şarkıdır. Eğer siz de benim gibi hastalık derecesinde Apple ürünlerini takip ediyorsanız sanırım ne demek istediğimi hemen anlamışsınızdır. 




Apple albümle aynı yılda tanıtımını yapıp piyasaya sürdüğü 3. jenerasyon Ipod Nano reklamlarında bu şarkıyı kullanmıştı. Dolayısıyla bir çok "Dünyalı" gibi ben de hemen şarkıyı arayıp bulup sonrasında hatim etmiştim. Hatta bu Apple meselesi ile ilgili olarak bir de aslen babasından gelen Amerikan vatandaşlığını espirili bir şekilde sanki Apple ile yaptığı reklam anlaşması sonrasında elde etmiş gibi bahsediyor Feist. Bu şarkının bir diğer tanıdık ve eğlenceli tarafı da Feist tarafından çocuklara dörde kadar saymayı öğretmek için Susam Sokağı için değiştirilmiş bir uyarlaması olması ve klibinde bizzat kendisinin oynamış olmasıdır.






Sadece 1234 sayesinde bile albüm sanatçıyı en iyiler listelerinde hiçbir zaman göremeyeceği noktalara taşımış ve birçok yerde en iyi albüm, en iyi sanatçı v.b. ödüllere aday olmasını sağlamıştır. Aslında benim de fena hastası olduğum Aşkın 500 Günü filminde de Feist'in Mushaboom adlı şarkısı kullanılmış ancak sanırım, en azından benim için, "There is a light that never goes out" şarkısının gerisinde kalmış olacak ki Feist'i farkedememişim orada.







Toparlamak gerekirse aslında sadece 1234'e odaklanmamak lazım, o zaman haksızlık etmiş oluruz, çünkü albümün açılışından kapanışına kadar gerçekten çoğu şarkıya hayran olabilirsiniz çünkü Feist'in sesi gerçekten çok güzel. Size tavsiyem sistem bileşeni denemelerinizde kullandığınız albümlere mutlaka bunu da ekleyin, çok faydasını göreceksiniz.

2 comments:

  1. Let It Die albümü de benim favorimdir. Herkese buradan şiddetle tavsiye ediyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Mehmet Bey tavsiye için teşekkürler. Edinelim bakalım onu da ;)

      Delete